Menu Content/Inhalt
Ana Sayfa

E-bülten



HTML biçimli?

01.08.2007'den bu yana ziyaretçi sayısı:
48874

Get the Flash Player to see this player.
Flash Image Rotator Module by Joomlashack.
111
222
333
Image 4 Title
Image 5 Title

Sivas'ın acısı dinmedi!
İşçi Mücadelesi   
Salı, 01 Temmuz 2008
Okunma sayısı: 89

Bir Cuma günü… Öğleden sonra. Korkulu gözler televizyon ekranlarına kilitlenmiş, her şeyden habersiz oyunlarına devam eden çocuklar bile hissedebiliyorlar endişeyi. “Anne ne oluyor orda?” sorularını yanıtlıyor büyük bir sessizlik… Sonra büyüyor ev içindeki gerilim. Kamu emekçileri ise Ankara yollarında… Grevli ve toplu sözleşmeli bir sendika hakkı için başlatılan mücadele doruğunda neredeyse. Kürt halkı da ayakta! Yıllar sonra hakları için ilk kez bu kadar kitlesel bir mücadele döneminde… Ancak o uğursuz öğleden sonra, yavaş yavaş akşama dönüyor ve çocuklar da bırakıyor oyunlarını…

Devamını oku...
 
70. yıl yaz kampı
İşçi Mücadelesi   
Pazartesi, 30 Haziran 2008
Okunma sayısı: 103
kamp.jpg 
3-6 Temmuz tarihleri arasında Dikili'de gerçekleştirilecek yaz kampı programı

 

Seminerler:
Sınıflar ve toplumsal katmanlar
Devrimci Marksizm ve Sosyalist hareket
Leninist parti ve DİP
IV. Enternasyonal'in 70 yılı ve DEYK

 

Atölye Çalışmaları:
Ulusal Sorun
Gençlik Mücadelesi
Örgütlenme
Sendikal mücadele
Kadın kurtuluş mücadelesi

 

Film ve Belgesel gösterimleri

 

 

 
KESK’i yeniden ayağa kaldırmaya çağırıyoruz!
Sınıf İçin Sendika   
Cuma, 27 Haziran 2008
Okunma sayısı: 121

Perşembsisrenkli132.jpgenin gelişi çarşambadan belli. KESK kongresine gelirken yapılan sendika ve şube genel kurulları sendikamızın ve sınıf mücadelesinin gerçek sorunları üzerine bir tartışmaya değil, gruplar arası çekişmelere (DSD’nin kendi içinde bölünmesi ve diğer grupların bu bölünme etrafında hiçbir ilke temeline dayanmayan kümelenmesi de diyebiliriz) sahne oldu. Hal böyle oldukça KESK kongresine yönelik kamu emekçilerinin yüksek beklentiler içinde olması için hiçbir neden görünmüyor. Diğer yandan sınıf mücadelesinde son bir yıldır ciddi bir kıpırdanış söz konusu. KESK’in önünde gidilecek iki yol duruyor. Bir yol sınıf mücadelesine ve kamu emekçilerinin sınıf sendikasına çıkıyor diğer yol ise bürokratikleşmiş bir sivil toplum örgütüne ve etkisiz bir sendikal faaliyete…

Sınıf İçin Sendika olarak sınıf mücadelesi yolunu seçmek için sendikalarımızı sınıf sendikaları haline getirmek için önerilerimiz var…

Devamını oku...
 
25 Haziran: Kore Savaşı'nın yıldönümü
İşçi Mücadelesi gazetesi #32   
Çarşamba, 25 Haziran 2008
Okunma sayısı: 101

Kore'de 700 Türk askeri ne uğruna öldü?

ABD'de gizliliği kaldırılan belgeler ve Güney Kore'de yapılan araştırmalar, Kore Savaşı'nın büyük yalanlar üzerine inşa edildiğini açıkça ortaya koyuyor. ABD'nin Birleşmiş Milletler kisvesi altında Haziran 1950-53 arasında Kore'de verdiği savaşın, aynen dün Vietnam'da, bugün Irak'ta olduğu gibi, dünyaya yalan söyleyerek haklı gösterildiği delilleriyle belli oluyor. Bu durumda Kore Savaşı'na Türkiye'nin de asker yollamış olmasının hesabının yeniden açılması gerekiyor. Bilindiği gibi, Türkiye 1950'de 5090 kişilik bir tugayı Kore'ye yollamış, bunların 700'den fazlası savaşta hayatını yitirmiş, 2000'den fazlası yaralanmış, 175'i kaybolmuş, 200'den fazlası esir düşmüş, 300'e yakınından ise haber alınamamıştı. Amaç güya "hür dünya"yı korumaktı. Şimdi ABD'nin yalanları ortaya çıkınca koskoca bir soru doğuyor: Türkiye 5000'den fazla askerini neden dünyanın öteki ucuna yolladı? Bu tartışma, Türkiye'yi bugün de emperyalizmin yalanları doğrultusunda savaşlara sokma çabalarına karşı verilecek mücadele açısından büyük önem taşıyor.

Devamını oku...
 
40. yılında Türkiye'de 1968
İşçi Mücadelesi gazetesi #32   
Salı, 24 Haziran 2008
Okunma sayısı: 126

Dar anlamıyla 1968 Türkiye'ye Fransa'dan bir ay sonra geldi. Mayıs 68'de Paris öğrenci eylemleri ve tarihin gördüğü en büyük genel grevle sarsılmıştı. Haziran 68'de sıra Türkiye üniversitelerinindi. Başta İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) olmak üzere, Türkiye'nin üniversiteleri Haziran ayında büyük bir boykot ve işgal dalgası yaşıyordu. Bunu Temmuz'da ABD Donanması'nın 6. Filosu'na bağlı askerlerin Dolmabahçe'den denize dökülmesi izledi. Eylül ayında Türkiye Öğretmenler Sendikası'nın (TÖS) Devrimci Eğitim Şurası düzenlendi. Ekim ise Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) boykot ayıydı. Ama 1968, aynı zamanda Türkiye'de 1960'lı yılların başında ilk kıpırtıları görülen, 1960'lı yılların ikinci yarısında emekçi sınıfların ve ezilenlerin neredeyse tamamının hareketlendiği bir mücadelenin parçasıydı. Bu geniş anlamıyla 1968 ancak 12 Mart askeri müdahalesi döneminde yaşanan mücadelelerle sona erecekti. 1968, Türkiye'de sosyalizmin tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Bugün hepimiz doğrudan veya dolaylı olarak 1968'in çocuklarıyız.

Devamını oku...
 
15-16 Haziran: "direniş" değil silahsız ayaklanma
Sungur Savran - İşçi Mücadelesi #32   
Cumartesi, 21 Haziran 2008
Okunma sayısı: 141

Bir 15-16 Haziran yıldönümü daha yaşıyoruz. Bundan 38 yıl önce, 1970'te Türkiye işçi sınıfı tarihinin en görkemli ve en önemli eylemini yaptı. İki gün boyunca sokakları doldurdu, düzene başkaldırdı, Türkiye'yi sarstı. Kendisinden sonra birçok büyük eylem yaşanmasına rağmen (1 Mayıs 1977, 1989 Bahar Eylemleri, 1990-91 büyük Zonguldak grevi ve yürüyüşü vb.), 15-16 Haziran işçi sınıfı mücadelesinin en önemli olayı olarak kalmaya devam etti. Bu büyük eylem Türkiye işçi sınıfının mücadele belleğinden hiçbir zaman silinmemeli.

Devamını oku...
 
İşçi sınıfı değilse kim? Şimdi değilse ne zaman?
İşçi Mücadelesi #32   
Salı, 17 Haziran 2008
Okunma sayısı: 290

İşçi hareketindeki mücadelecilik, yeni grev ve direnişlerle sürüyor. Ancak sendika hareketi 1 Mayıs ve Sosyal Güvensizlik Reformu'na karşı mücadele öncesi sessizliğine yeniden gömülmüş durumda. Bu sessizlik hiç de hayra alamet değil. Hele de iyiden iyiye patlayıcı bir hal almış olan mevcut siyasi ortamda.

Devamını oku...
 
Tersane işçileri'nden 38 yıl sonra 15-16 Haziran'a selam
İşçi Mücadelesi   
Salı, 17 Haziran 2008
Okunma sayısı: 228

tuzla1.jpgBugün Tuzla tersanelerinde “Yaşam ve insanca çalışma hakkı!” şiarıyla örgütlenen grev emekçilerin gündemine damgasını vurdu. Bilindiği gibi iki yılda 98 işçinin hayatını kaybetmesine onlarcasının sakat kalmasına neden olan insanlık dışı çalışma koşullarına karşı, tersaneler havzasında uzun soluklu bir mücadele yükseltilmiş, bunun sonucunda da kamuoyunun dikkatinin bu alana çekilmesi sağlanmıştı.

Devamını oku...
 
Aydınlar greve gidiyor!
İşçi Mücadelesi   
Cumartesi, 14 Haziran 2008
Okunma sayısı: 340

basin_aciklamasi.jpg(14.06.2008/İstanbul) Limter-İş sendikasının Tuzla’da işçi ölümlerinin durdurulması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için 16 Haziran’da gerçekleştireceği greve destek artıyor. Bu çerçevede aralarında milletvekillerinin, yazarların, insan hakları savunucularının ve öğretim üyelerinin bulunduğu 405 aydın adına grevi destekleyen bir basın açıklaması yapıldı. Makine Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirilen basın açıklamasında Ferhat Tunç, Ece Temelkuran, Ahmet Öncü, Ertuğrul Kürkçü, milletvekilleri Sabahat Tuncel, Gültan Kışanak, Ayla Akat Ata, Fatma Kurtulan, Özdal Üçer, Pervin Buldan; Nail Satlıgan, Haluk Gerger, Perihan Mağden, Mihri Belli, İsmail Beşikçi, Ataol Behramoğlu, Korkut Boratav, İzzettin Önder, Sibel Özbudun, Oğuzhan Müftüoğlu, Koray Düzgören, Mehmet Bekaroğlu, Eren Keskin, Baskın Oran, Hüsnü Öndül aralarında bulunduğu 405 aydın adına Sungur Savran, Necati Abay, Prof.Dr. Mehmet Türkay, Prof.Dr. Ahmet Tonak ve İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel kürsüde yer aldılar. İlk sözü Sungur Savran aldı. Sözlerine “!996’dan bu yana 98 kişiyi öldürmüş olan bir seri katil olsaydı, devletin tavrı ne olurdu?” diye sorarak başlayan Savran, bugün Tuzla’da son bir yılda 50 işçiyi katleden seri katilin sermaye olduğunu belirtti.

Devamını oku...
 
Aleksandır Rodçenko kimdir?
Burak Delier-Kamil Şenol (Sayı:30)   
Pazartesi, 21 Nisan 2008
Okunma sayısı: 442

Karşı devrimci zamanlarda yaşıyoruz. Tarihi, Büyük Birader gibi yeniden yazıyorlar ve devrimcileri dahi karşı devrimci gösteriyorlar. İstanbul Modern'de "Sessiz Direniş" adlı bir fotoğraf sergisi açıldı 13 Şubat’ta. Ve sergi 28 Mayıs’a kadar sürecek. “Sessiz Direniş - Rus Fotoğrafında Resimsellik” başlıklı sergide, Aleksandır Rodçenko, Sergei Lobovikov, Aleksandır Grinberg, Yuri Yeremin ve Aleksei Mazurin’in de aralarında bulunduğu 18 Rus fotoğrafçının 1898’den 1940’lara uzanan süreçteki üretimlerinden toplam 194 orijinal baskı yer alıyor. Sergi tanıtım bülteninden basına yansıyan, özellikle altı çizilen görüşler şunlar: “Rus resimsel fotoğrafının ustaları, Ekim Devrimi’nden sonra, 1920’lerde yönetimin zulüm ve baskısı altında kaldılar. Kişisel varoluşlarını ve estetik deneyimlerini ifade etmeyi arzulayan Resimsel akımın temsilcileri, burjuva ideolojisinin destekçileri, "idealist-bireyciler" ve devrim-öncesi yaşam tarzının savunucuları olmakla, ‘Turgenyev’in duygusallığı’yla, sınıf çatışması kuramı yerine burjuva değerleri öne çıkartmakla suçlandılar.”

Devamını oku...
 
Kapitalizmin Gizli Çocuk Cinayetleri
Şiar Rişvanoğlu (Sayı:30)   
Pazartesi, 21 Nisan 2008
Okunma sayısı: 406

14 Mart 2008 tarihli gazeteler çoğu insanın artık korkunç bir kanıksamayla bakıp geçtiği türden üç ölüm haberi verdi. Türkiye’nin farklı yerlerinde ilköğretim öğrencisi üç çocuk aynı gün aynı nedenle, tahminen kalp krizinden ölmüştü. 10 yaşındaki Öznur Altıner’in Silifke’de beden dersinde, 11 yaşındaki Ahmet Sefa Koçyiğit’in Osmaniye’de futbol maçında ve 15 yaşındaki Abdullah Sinan Torun’un Tokat’ta evinde küçük kalpleri birdenbire duruverdi. Bu ölümler hastalık, “ecel” gibi nedenlerle olağan ölümler olarak tanımlanamaz, tamamı cinayettir. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.B.D.’den Prof. Dr. Şah Topçuoğlu söz konusu ölümlerle ilgili yapmış olduğu açıklamada bunların büyük ölçüde erken teşhisle önlenebilecek vakalar olduğunu, erken teşhisin en önemli şartının da düzenli sağlık kontrolleri olduğunu belirtiyor. (Milliyet Gazetesi, 14 Mart 2008) Rahatsızlıkları basit bir kontrolle önlenebileceği halde bu çocukların ölümüne seyirci kalmak cinayet değil de, nedir?

Devamını oku...
 
Merhaba Proletarya
Sungur Savran (Sayı:30)   
Pazartesi, 21 Nisan 2008
Okunma sayısı: 492

Amacım belirli kişiler veya örgütleri eleştirmek değil, bir ruh durumunu anlatmak olduğu için ad vermeyeceğim. 1990’lı yılların ortalarında bir Nisan ayında, Türkiye solunun çok çeşitli geleneklerinden gelmiş yirmi kadar insan oturmuş, 1 Mayıs için bir bildiri hazırlıyoruz. Bildiriyi kaleme alma görevi hasbelkader bana veriliyor. Taslağın tartışıldığı toplantıda insanların çoğu isyan ediyor: Yazdığım metin çok “işçici” olmuş onlara göre. 1 Mayıs’ın uluslararası işçi bayramı olduğunu, “işçicilik”ten hiç olmazsa 1 Mayıs’ta şikâyet edilmemesi gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. Hayır, tatmin olmuyorlar. Hatta bir arkadaş gerilen atmosferin etkisiyle toplantıyı terk ediyor. Yirmi küsur kişi içinde bana candan destek veren neredeyse yok.

Devamını oku...
 
Emperyalizmin bozulan büyüsü
Ahmet Fazıl Öncü (Sayı:30)   
Pazartesi, 21 Nisan 2008
Okunma sayısı: 372

Marx ve Engels Komünist Manifesto’da burjuva toplumunu “ölüler diyarının büyüleriyle harekete geçirdiği güçleri artık kontrol edemeyen bir büyücüye” benzetirler. Kapitalizmin dönemsel bunalımları üretici güçlerin gün be gün devam eden tahrip edilişinde muazzam artışların gözlendiği dönemlerdir. Son günlerde burjuva medyasının ABD’deki ekonomik gelişmeler karşısında varlığını artık kabul etmek zorunda kaldığı ekonomik durgunluk işte böylesine bir barbarlık dönemine girdiğimize işaret ediyor. Marx ve Engels’in yazdığı gibi, artık “toplum kendisini birdenbire, gerisin geriye, geçici bir barbarlık durumuna sokulmuş buluyor; sanki bir kıtlık, genel bir yıkım savaşı, bütün geçim araçları ikmalini kesmiştir; sanki sanayi ve ticaret yok edilmiştir; peki ama, neden? Çünkü çok fazla uygarlık, çok fazla geçim aracı, çok fazla sanayi, çok fazla ticaret vardır da ondan.”

Devamını oku...
 
İşçinin ekonomik kriz rehberi
İşçi Mücadelesi gazetesi sayı: 30   
Cumartesi, 19 Nisan 2008
Okunma sayısı: 430

 Uluslararası sermayenin en önemli iki-üç yayın organından biri olan The Economist dergisinin 22 Mart'ta yayınlanan sayısı, 16 Mart günü dünya finans sisteminin "çökme"nin eşiğine geldiğini söylüyor. Sonra ekliyor: ABD merkez bankası Federal Reserve (Fed) "Wall Street'i paramparça etme tehlikesini doğuran bir banka iflası felâketini savuşturdu." 16 Mart bir Pazar günüydü. ABD merkez bankası Fed'in kerli ferli yetkilileri o gün tatil yapamadılar, çünkü bir gün daha bekleselerdi dünya kapitalizmi belki de bir depresyonun kapısını açacak bir mali çöküş yaşayacaktı.

Devamını oku...
 
Pippa Bacca'nın ardından...
İşçi Mücadelesi   
Çarşamba, 16 Nisan 2008
Okunma sayısı: 455

İlk televizyon ekranlarında gördük seni, bir motorsikletin arkasında, sürekli savaşlarla kana bulanmış  Ortadoğu’ya gidiyordun, dünya barışı için evinden ailenden ayrılıp çıkmıştın yola. Ardından kaybolduğun haberi geldi, hepimizin içini hüzün sardı. Umut ettik sağ salim bulunman için; ama kötü haber bir kaç gün sonra geldi. Gebze'de arabasına bindiğin bir caninin ellerinde tecavüze uğrayıp can vermiştin. Keşke binmeseydin de şimdi Lübnan'da ya da Suriye'de barış için mesajlar veriyor olsaydın, arkadaşlarınla Tel Aviv’de buluşsaydın.

Devamını oku...
 
Grev okulunda öğrenen işçiler DİP Girişimi'nin İstanbul'daki toplantısında öğretti
İşçi Mücadelesi   
Salı, 15 Nisan 2008
Okunma sayısı: 587

Image Devrimci İşçi Partisi Girişimi 13 Nisan Pazar günü İstanbul’da “Kördüğümü işçinin kılıcı kesecek” başlığıyla bir toplantı düzenledi. Adına uygun olarak toplantıya sınıf savaşında cephede çarpışmaya devam eden ve cepheden zaferle dönmüş işçiler damgasını vurdu.

Devamını oku...
 
Türkiye'ye sağduyu değil solduyu gerekli!
İşçi Mücadelesi   
Salı, 08 Nisan 2008
Okunma sayısı: 495

Burjuvazinin bütün kaleleri delik deşik. Asker yaralarını sarıyor. İşçiler emekçiler ileri doğru adımlar atarken bürokrasi bütün bu tabloya rağmen bir adım geri atıyor. Sağduyu çağrılarına katılıyor. Türkiye’ye bugün sağduyu değil solduyu gerekli.

Devamını oku...
 
Üniversitelerde Mücadeleyi Yükseltmek İçin Bir Adım!
İşçi Mücadelesi   
Cuma, 04 Nisan 2008
Okunma sayısı: 832

29 – 30 Mart tarihlerinde bir grup akademisyen, Eğitim Sen’in İzmir, İstanbul ve Ankara’daki üniversite şubelerinin yaptığı çağrıya ses vererek İzmir’in Gümüldür ilçesinde düzenlenen “Üniversite: Dönüşüm ve Müdahale” başlıklı forumda bir araya geldiler. Amaç, üniversitelerde son dönemde yaşanan dönüşümü tartışmak ve buna müdahil olabilecek bir iradeyi inşa etmekti. Bu iradenin aslında üniversitelerde mücadele eden sendikalar ve benzeri örgütler anlamında zaten var olduğu düşünüldüğünde, asıl amacın var olan yapıları güçlendirmek, bir araya gelme zeminlerini kuvvetlendirecek bir iradeyi ortaya koymak olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Üniversite bileşenleri, başta Eğitim-Sen olmak üzere pek çok sendikada mücadele yürütmekteler. Ancak son süreç, mücadelenin birleştirilmesi ve yeninden şekillendirilmesi gerekliliğini açık bir biçimde ortaya koymuştur. Üniversiteler, burjuvazinin keskinleşen ve yeniden şekillenen çıkarları karşısında dönüştürülmekteyken, yükseköğretimin paralı hale getirilmesi projeleri kapıdayken, asistanların sosyal güvenlik gibi en temel hakları ellerinden alınmak istenmekteyken, idari ve hizmetli personel taşeronlaştırılır ve giderek daha büyük baskı altına alınırken, bilimsel bilgi artan oranda metalaştırılır ve emekçilerin çıkarlarından uzaklaştırılırken, böyle bir atılım hiç kuşkusuz önemlidir.

Devamını oku...
 

Son Sayı

Takvim

Geçmiş Sayılar

Videolar

Sungur Savran'ın adaylık duyurusu (2)
23 Haziran'da yapılan uluslararası toplantı (2)

Foto Galerileri