|
Adana'dan bir işçi
|
|
Cuma, 05 Eylül 2008 |
Okunma sayısı: 51
Biz iki küçük çocuktuk aynı mahallede… Birlikte sokaklarda top koşturduk. Gece geç saatlerde saklambaç oynadık. Yazlık sinemalara paramız olmadığı için gece ay ışığında parlayan erik bahçelerine girer, erik çalar, sinema önlerinde satar, film izlerdik. Güzi Ana, ailesi ile Çukurova’ya yeni gelmişti.
|
|
Devamını oku...
|
|
E. Ahmet Tonak
|
|
Perşembe, 04 Eylül 2008 |
Okunma sayısı: 63
Bir kaç gündür Güler Sabancı haberleri sardı ortalığı. Her gazete kendi meşrebine göre değerlendiriyor Güler hanımın gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısını. Radikal "Brisa pusulayı Mısır"a çeviriyor" demiş Borsa/Finans adlı 15. sayfasında; Taraf, 1. sayfanın sağ başlık üstünden "Türkiye"den tek kadın Sabancı" diye vermiş haberi. Bizim gazete ise 1. sayfadan, ana haber olarak, neredeyse tam sayfa "İşçinin örgütlüsü Sabancı"yı kaçırttı" diye vermiş aynı haberi. Yoruma gerek var mı? Taraflar seçilmiş, tercihler belli.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Cuma, 29 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 86
SSGSS saldırısı karşısında, emekçi halkın sağlık hakkını korumak amacıyla oluşturulan Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu bileşenleri,
Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu'nun, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde
sürmekte olan grev ve direnişlerle dayanışma yapılması çağrısının
ardından, dün Gebze/Dilovası'nda bulunan Unilever'in direnişte olan
işçilerini ziyaret etti. Tutulan 2 otobüsle direniş yerine gelen HSGG
Platformu üyeleri burada Unilever'de direnen TÜMTİS, DESA'da direnen
Deri-İş, YÖRSAN'da direnen Tek-Gıda-İş ve E-Kart'ta grev yapan Basın-İş
üyesi işçiler tarafından karşılandı. Kitlenin "Yaşasın Sınıf
Dayanışması" sloganıyla bütünleşmesinin ardından, kamyon kasasından
yapılan kürsüde konuşmalar başladı.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Cumartesi, 23 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 139
26 Haziran 2008 tarihinde grev kararı asan ve bir buçuk ay gibi bir süre bekleyip bu süre zarfında belediye yönetiminden bir sonuç alamayan Sarıyer Belediyesi işçileri, 15 Ağustos 2008 tarihinde greve başlamıştı. Grev boyunca belediye yönetimi tarafından işçilerin meşru mücadelesini gölgelemek için yerel medya kuruluşlarının desteğini de alınarak sürekli bir karalama kampanyası yürütülmüştü. Ama buna rağmen belediye yönetimi hiçbir sonuç alamadı.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Pazartesi, 18 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 423
Trotskiy karanlığın içinde parlayan kızıl bir yıldızdır!
Ekim Devrimi’nin iki büyük önderinden biri, Kızıl Ordu’nun komutanı, Sovyet devletinin bürokratik yozlaşmasının karşısında eski kadrolar arasında neredeyse tek başına devrimci Marksist programın yılmaz savunucusu, Lenin’in kurduğu Üçüncü Enternasyonal’in yozlaşması karşısında Dördüncü Enternasyonal’in kurucusu, Marksizme büyük teorik katkılarda bulunmuş teorisyen Lev Davidoviç Trotskiy, bundan 68 yıl önce, 20 Ağustos 1940’ta Stalin’in bir ajanı tarafından katledildi. Bugün devrimci Marksizmin sürekliliğini sağlamak ve bu geleneği yeni kuşaklara aktarmak bakımından Trotskiy’in mücadelesinin ve yapıtının tanınması her zamankinden daha yakıcı bir önem taşıyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Pazar, 17 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 259
(17 Ağustos 2008 - İstanbul) Toplu İş Sözleşmelerinin tıkanmasının ardından İstanbul'daki belediyelere bir bir grev kararı asılmaya devam ediyor. Son olarak DİSK'e bağlı Genel-İş sendikasında örgütlü Sarıyer Belediyesi işçileri de 15 Ağustos günü belediye başkanlığının girişine "Bu işyerinde grev var" pankartını astılar. İşçilerin %25 zam talebine karşılık işverenin teklifi %14 zam. Bunun yanı sıra işçiler şu an brüt 6 YTL olan yemek parasının nette 8 YTL'ye, 154 YTL olan sosyal paketin de 200 YTL'ye çıkarılmasını talep ediyorlar. 200 grevci işçi Şifa Makine İkmal Müdürlüğü, Belediye Başkanlığı, Fen İşleri, Belediye benzin istasyonu ve Ferahevler merkez şantiye olmak üzere beş ayrı noktada 24 saat grev yerlerini terk etmeden mücadelelerini sürdürüyor. Biz de DİP Girişimi olarak Sarıyer Belediyesi işçilerini grevlerinin üçüncü gününde ziyaret ettik.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi #34
|
|
Pazar, 17 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 220 Üçüncü Cephe için seçim politikası:
Batı'da işçi adaylar, Doğu'da Kürt adaylar!
Burjuvazinin karşılıklı savaş içindeki iki kampının karşısına bir Üçüncü Cephe ile karşı çıkma konusunda solun birçok kesimi irade beyan ediyor. Bu Üçüncü Cephe'nin gün be gün mücadele içinde örülmesi gerekiyor elbette. Ama seçimler de siyasi güçlerin kendilerini halkın önünde bir siyasi alternatif odak olarak sunması için son derecede önemli olanaklar yaratan dönüm noktalarıdır. Türkiye'nin sarsıntılı gündemi bir erken seçimi gündeme getirmezse, önümüzdeki bahar aylarında yerel seçimler yapılacak. Üçüncü cephe yanlılarının bu seçime şimdiden hazırlanması gerekiyor. Seçimler kapıya geldiğinde, Üçüncü Cephe için yapılan girişimler bir dizi sorun ile karşı karşıya kalıyor. En önemlisi, zaman baskısı altında seçim platformu tartışılacağına büyük ölçüde dar çıkarlar temelinde kimin adayının öne çıkacağı pazarlıkları yapılıyor. Devrimci İşçi Partisi Girişimi (DİP-G), Üçüncü Cephe'nin inşasını doğru bulan bütün siyasi hareketlere ve kitle örgütlerine şimdiden bir seçim bloku inşa etmek üzere bir araya gelmeyi ve tartışmaya başlamayı öneriyor. DİP-G'nin Türkiye'nin büyük işçi ve emekçi kitlelerini kavrayabilmek bakımından iki ısrarlı önerisi var: işçi-emekçi çıkarlarını ön plana çıkaran bir seçim platformu ile "Batı'da işçi adaylar, Doğu'da Kürt adaylar" şiarıyla özetlenen bir aday belirleme politikası.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Perşembe, 14 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 165
"Cinayetlerin sorumlusu hükümettir"
Tuzla tersaneler bölgesinde 3 işçinin daha iş cinayetine kurban gitmesi nedeniyle, dün 07.30'da cinayetin işlendiği Gisan Tersanesi önünde Limter-İş'in çağrısıyla bir basın açıklaması yapıldı.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi #34
|
|
Perşembe, 14 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 274
Yaklaşmakta olan ekonomik kriz karşısında ortada tek bir program var: burjuvazinin programı. Başta TÜSİAD olmak üzere burjuvazinin bütün sözcüleri şu şiarda birleşiyor: "İMF, AB ve enflasyon hedeflemesi çıpalarına geri dönelim!" Bunun anlamı açıktır: Sermaye lehine işçi ve emekçilere saldırı demek olan "yapısal reformlar"a devam, halka kemer sıktırmaya devam, her şeyi sermayenin ve piyasanın emrine vermeye devam! Bugüne kadar iki olan (İMF ve AB) "çıpa"ların şimdi üçe çıkmasının anlamı da şudur: Eğer hem işsizlik hem enflasyon yükselirse, sakın işsizliği çözeceğim diye enflasyonla mücadeleden vazgeçmeyin! Yani kapitalist ekonominin istikrarına evet, halkın sorunlarına çözüm getirmeye hayır!
Bunun karşısında işçi hareketinin derhal bir acil durum programı hazırlaması gerekiyor. Kriz bir fırtına gibi yaklaşıyor. İşçilerin ve emekçilerin çıkarları doğrultusunda uğruna mücadele edilecek bir program oluşturulmadığı takdirde, krizin faturasını yine işçi ve emekçi ödeyecektir. Ve ağır ödeyecektir!
Devrimci İşçi Partisi Girişimi işçi hareketine, ekonomik krize ve gıda krizine karşı bir acil talepler programı öneriyor. Bu programı yandaki sütunlarda okuyabilirsiniz. Bu program elbette geliştirilebilir, zenginleştirilebilir. Ama herkesi sorumluluğunu üstlenmeye ve böyle bir programı tartışmaya çağırıyoruz.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi #34
|
|
Çarşamba, 13 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 241
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Pazartesi, 11 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 401
ABD başkanı George W. Bush, Pekin'de Olimpiyatlardan şöyle seslenmiş: “Sırbistan egemen bir ulustur, toprak bütünlüğüne saygı gösterilmelidir.” Bush, egemen Sırbistan'ın Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış toprakları içinde yer alan Kosova'nın ayrılmasına böylece karşı çıkmış olacaktı... eğer yukarıdaki cümleyi Gürcistan için değil, Sırbistan için kurmuş olsaydı! Tabii, durum bundan çok uzak. ABD geçtiğimiz aylarda Kosova Sırbistan'dan ayrıldığını ilân ettiğinde, yeni “devlet”i ilk tanıyan ülke oldu. Ama şimdi iş Kafkasya'daki en yakın müttefiki Gürcistan'ın Sovyetler Birliği dağılalı fiilen bağımsız olan Güney Osetya üzerindeki iddiaları olunca, Bush “Gürcistan egemen bir ulustur, toprak bütünlüğüne saygı gösterilmelidir” diyebiliyor! İkiyüzlülüğün tarihinde emperyalizmin politikalarının ayrıcalıklı bir yeri olacak!
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Salı, 12 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 127
Atv ve Sabah işvereninin bünyesinde çalıştırdığı basın emekçilerine yönelik başlattığı "sendikasızlaştırma" baskısına karşı tepki giderek büyüyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Pazar, 10 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 237 Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Çalık Grubu'na ait ATV işyerlerinde yetki almış olmasına rağmen, ATV-Sabah yönetimi sendikalı çalışanlara yönelik baskıcı tutumunu sürdürüyor. TGS'nin konuya ilişkin açıklaması ve 11 Ağustos Pazartesi günü gerçekleşecek eyleme ilişkin çağrısı şöyle:
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi #34 - Başyazı
|
|
Cuma, 08 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 261 Anayasa Mahkemesi, borsaya karşı gelemedi. Burjuvazinin Batıcı-laik kanadı, AKP'nin kapatılmasının yaratacağı ekonomik ve politik istikrarsızlığı göze alamadı. En azından bir yılı aşkın bir süredir, burjuvazinin siyasi iç savaşı nedeniyle bir rejim krizinin bataklığında çırpınan Türkiye, AKP kapatılsaydı tam bir kurumsal krize düşecekti. Örneğin Erdoğan siyasetten yasaklansaydı, Yüksek Askeri Şura toplanamayacak, terfi ve tayinler zamanında karara bağlanamayacaktı. Bu kurumsal kriz uluslararası ve yerli sermayenin güvenini fena sarsacak, özellikle AB ile Türkiye arasındaki ilişkiler bozulacak, Türkiye'de sermayenin neo-liberal saldırısını örgütleyecek güçlü bir hükümetin uzunca bir süre kurulamayacağı kaygısı belki de sermaye kaçışına yol açacak ve borsanın tepetaklak düşmesiyle sonuçlanacaktı.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Perşembe, 07 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 232
Milliyetçiler Radovan Karaciç'i emperyalizme teslim etti
Emperyalizmin Radovan Karaciç'in 21 Temmuz 2008'de Belgrad'da "yakalanması"ndan ötürü övünmesi yersizdir: önceleri Slobodan Miloşeviç'in himayesinde bulunan milliyetçi Bosnalı Sırp lider, bizzat Miloşeviç'in Sosyalist Partisi'ne mensup milliyetçiler tarafından Avrupa ve Amerikan emperyalizmlerine ve onların Lahey'deki "Uluslararası Mahkeme"sine soğukkanlı bir biçimde teslim edilmiştir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
DİP Girişimi
|
|
Cumartesi, 02 Ağustos 2008 |
Okunma sayısı: 415
AKP davası:
Terbiye süreci devam ediyor! Sıra emekçiye saldırıda!
Anayasa Mahkemesi, milimetrik olarak hesaplanmış bir oy dağılımı ile, AKP’yi “laiklik karşıtı fiillerin bir odağı haline gelmek”ten suçlu buldu ama kapatma yerine devlet yardımının bir bölümünden yoksun bırakma ile cezalandırdı. Cezanın kendisinin büyük bir önemi yok. Mahkeme AKP’nin 2008 için aldığı yardımın yarısının geri alınmasına karar vermiş. Ama bir seçim yılı olan 2009’da partiler zaten normal yıllarda aldıkları yardımın üç katını alacaklar ve ceza devede kulak kalacak. Önemli olan ceza değil suçun sabit hale gelmesi.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
DİP Girişimi
|
|
Perşembe, 31 Temmuz 2008 |
Okunma sayısı: 441
İstanbul Güngören’de ardı ardına patlayan iki bomba, 17 insanımızın canını aldı ve yüzden fazla kişi de yaralandı. Önce küçük çaplı bir bomba ardından kalabalığın toplanmasıyla daha büyük ve ölümcül olan bomba patlatıldı. Sivilleri hedef alan yarattığı sonuçla da halkta korku ve yılgınlık yaratmayı amaçlayan bu eylem bir terör eylemidir. Bu eylemi kınıyoruz ve tüm işçi emekçi hareketiyle sosyalistlerin de kınaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu eylemi gerçekleştirenlere yönelik öfke duymamak olanaksız. Bununla birlikte henüz failler ortaya çıkmamışken yapılan saldırıyı her türlü dezenformasyon ve yalana başvurarak kendi politik çıkarlarına malzeme yapanlar da farklı bir duyguyu hak etmiyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Çarşamba, 30 Temmuz 2008 |
Okunma sayısı: 253 Kamu emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Güngören’de gerçekleştirilen bombalı saldırıda hayatını kaybeden Eğitim-Sen 1 No’lu şube üyesi Halit Öğe için, 29 Temmuz Salı günü, olay yerinde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Daha önce internet sitelerinde konuya ilişkin birer açıklama yapan KESK ve Eğitim-Sen bu açıklamada da, daha ortada hiçbir veri ve açıklama yokken, büyük bir panikle katliamı bir adrese yükleyen kontrgerilla avukatlarına emekçilerin cevabını verdi.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İşçi Mücadelesi gazetesi #33
|
|
Çarşamba, 23 Temmuz 2008 |
Okunma sayısı: 512
23 Temmuz 1908 Jön Türklerin silahlı ayaklanması sonucunda Sultan Abdülhamid'in II. Meşrutiyeti ilan etmesinin 100. yıldönümü. Jön Türk devrimi Osmanlı'nın değil ama Türkiye'nin ilk burjuva devrimidir. 1923'te Osmanlı Devleti'nin tarihe karışmasıyla ve bir burjuva cumhuriyetinin kurulmasıyla sonuçlanan ikinci burjuva devriminin yolunu döşemiştir. Jön Türk devrimi zaferinden kısa süre sonra tam anlamıyla yozlaşmış, bu devrim sonucunda iktidara geçmiş olan İttihat ve Terakki hükümeti, başta Ermeni soykırımı ve Orta Asya macerası olmak üzere ülkeyi felaketten felakete sürüklemiştir. Ancak bu 1908'in Türkiye'de kapitalist toplumun temellerini atan bir burjuva devrimi olduğu gerçeğini değiştirmez. Bugün sadece Türkiye'de değil bütün dünyada. sağda liberalizmin, solda sivil toplumculuğun (sol liberalizmin) ideolojik hakimiyetinin sürdüğü koşullarda devrimler yerden yere vurulmaktadır. Bu genel eğilim içinde "İttihatçılık" baskı yöntemleriyle, despotlukla, diktatörlükle aynı anlamda kullanılmaya başlamıştır. Bu o kadar ileri gitmiştir ki, sefil despot Abdülhamid bile "sol"dan övgüler alabilmektedir. Öyleyse, bugün 100. yılını idrak ettiğimiz bu devrimin anlamını ve daha sonraki yozlaşmasını iyi kavramamız gerekiyor. İttihatçılıkta iyi olanı kötü olandan ayırmamız gerekiyor. Devrime devrim demekten korkmamamız, ama genel olarak burjuva devrimlerinin, özel olarak da İttihatçılığın sınırlarını ve kötülüklerini teşhir etmemiz gerekiyor. Bu topraklarda geçmişte iki devrim yaşanmıştır. Gelecekte yeniden yaşanacaktır!
|
|
Devamını oku...
|
|
|
DİP Girişimi
|
|
Pazar, 20 Temmuz 2008 |
Okunma sayısı: 658
Kontrgerillanın ve darbecilerin tamamı sanık sandalyesine!
AKP işçiye - emekçiye hesap vermeye!
Ergenekon iddianamesinin mahkemeye teslimiyle birlikte, 1996 Susurluk kazasından bu yana bütün toplumun “çeteler” veya “derin devlet” olarak tanıdığı kontrgerillanın bir kanadı sanık sandalyesine oturmuş olmaktadır. “Reis” olarak bilinen ve Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı ile ilişkisi dillere destan olan emekli tuğgeneral Veli Küçük ve onun emrinde çalışan bir takım kadrolar mahkeme önünde hesap verecektir. Öyle anlaşılıyor ki kontrgerillanın bir kanadı olan “Ergenekon”un faaliyetleri, devletin hakim kanadının kontrolünden çıkmıştır. Öte yandan, 2003-2004 yıllarının Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in Nokta dergisinde yayınlanmış ve sahiciliği mahkemece doğrulanmış bulunan günlüklerinde o dönemde AKP hükümetini devirmek üzere darbe planladıkları kanıtlanan emekli generallerden ikisi, Şener Eruygur ve Hurşit Tolon, Temmuz başından beri tutukludur. Bunlar hakkındaki suçlamaların Ergenekon davası ile birleştirilmesi halinde bir kısım kontrgerilla faaliyeti darbe hazırlıklarıyla bütünleştirilerek yargılanacaktır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|